|
Beş bin
yıldan beri yerleşime sahne olan Bursa'nın 7 km. kuzeyinde
Demirtaş nahiyesinin 2,5 km. güneyinde, 90 m. çevresi 5m.
yüksekliği olan "Demirtaş Höyüğü" yer almaktadır. Bu höyükte
genellikle elde, az miktarda da çarkta yapılmış kase, küp ve
testilere ait seramik parçaları bulunmaktadır. Bunlar erken
bronz çağdan kalmış olup M.Ö.2500 yıllarına tarihlenir.
Kentin 14
km. batısında, Çayırköyü'nün 1 km. güneybatısındaki "Çayırköy
Höyüğü"nün boyutları Demirtaş Höyüğü ile aynıdır. Burada bulunan
seramik parçalarında gri, kırmızı gri kahverengi ve siyah
renkler hakimdir. Bulunan seramik parçalarının önemli kısmı
elde, çok az miktardakiler de çarkta yapılmıştır. Höyüğün en
eski buluntusu M.Ö.2700 yılına aittir.
Günümüzden
yaklaşık 5000 yıl önce insanların yerleştiği bu topraklara M.Ö.
VII. yüzyılda Trakya'da Strümon nehri kenarında oturan Bitynler
ve akrabaları Tnyniler İskit saldırılarına karşı koyamayınca
kuzeybatı Anadolu'ya göç ederek yerleşirler. Bu verimli
topraklara Bitynia adını verirler. Kısa zamanda sınırlarını
genişletmelerine rağmen M.Ö.VI yüzyılda bölgede güçlü orduya
sahip Lidyalıların hakimiyetine girmekten kurtulamazlar. M.Ö.546'da
Lidya Kralı Kroisos, Pers orduları karşısında mağlup olunca
bölge M.Ö.453 tarihine kadar Pers İmparatorluğu sınırları içine
girer.
Makedonya
İmparatoru İskender'in bu bölgeleri hegemonyasına alması M.Ö.325
yılından ölümüne kadar devam eder. Bithnia ve Küçük Asya
toprakları İskender'in ölümü üzerine komutanları arasında
yapılan paylaşımda Antigonos'un idaresine girer. Fakat
İskender'in komutanları arasında bir süre mücadeleler devam
eder. Bu fırsattan Bithynia Krallığı yararlanır. Bitynlileri
yöneten Doidalses bölgede bağımsız bir krallık geliştirdi.
Krallık Zipoites (M.Ö.327-279) zamanında komşuları tarafından
tanınıp saygı gördü. Ziopites'in oğlu I.Nikomedes (M.Ö.279-250)
yılları arasında sınırları genişletti. Küçük Asya'nın en saygın
krallığı haline getirdi.
Orta
Avrupa'dan üç kol halinde akan Galatlar (M.Ö.278-277)
yıllarında, Batı Anadolu'dan başlayarak önüne gelen her yerleşim
birimini istila edip yağmaladılar. Galat akınlarından sonra
Anadolu'da çeşitli kent devletleri oluştu. Bu sarsıntıdan sonra
Ziaelas (M.Ö.192-146)
II.Nikomedes
M.Ö.146-92, III.Nikomedes M.Ö.92-75 ve IV.Nikomedes M.Ö.75-74
tarihleri arasında ülkeyi yönettiler.
II.Nikomedes,
batıdaki Roma İmparatorluğu'na karşı Pontus kralı Mitridates ile
anlaştı. Fakat yerine geçen III. Nikomedes babasının izlediği
politikanın tam tersini tatbik edip, Roma
İmparatorluğu ile anlaşıp Pontus Krallığı ile çatışmaya girişti.
Bunda başarı kazanamamasına karşın Roma İmparatorluğu'nun özel
desteği ile istiklalini korudu. Ölünce yerine geçen IV.Nikomedes
M.Ö.74 yılında ülkesini Roma İmparatorluğu'na bağışladı. Böylece
Bithynia Roma'nın bir eyaleti haline geldi. İmparator Domitian
(81-96) zamanında göreve getirilen Plinius, İmparator Trajanus
(98-117) zamanında Bithynia eyaleti Prokonsüllüğüne terfi etti.
Bölgede hakimiyet sağlandıktan sonra, imar faaliyetlerine
girişti. Fakat bundan Prusa'dan çok Nikaia(İznik) ve Nicomedia
(İzmit) faydalandı. Bursa'da sadece bir hamamın tamir edildiği
öğrenilmektedir.
Antik
kaynaklar bugünkü Bursa'nın kurucusunu I.Prusias (M.Ö.232-192)
olarak göstermektedir. Kartaca Kralı Hannibal, Roma
İmparatorluğu ile yaptığı savaşı kaybedince, birlikleriyle
beraber I.Prusias'a sığınır. Burada zafer kazanan bir komutan
gibi karşılanıp, saygı görür. Bu yakınlığa karşılık olarak
Hannibal emrindeki askerlerle bir şehir inşa eder. Buna
Prusias'ın adını verip ona armağan eder. Kurulduğunda bugünkü
hisar içinde olan şehir, günümüzün bir mahallesi kadardı.
Bithynia krallık dönemine ait tümülüs'te M.Ö.II yüzyıla ait çok
önemli belgeler bulunmuştur.
Roma
İmparatorluğu zamanında (Prusa ad Olympium) Uludağ Bursa'sı
adını alan şehirde o döneme ait mermerden bir kadın heykeli ve
ostotek bulunmuştur.
İmparator
Justinianus (527-565) zamanında Pythia'da (Çekirge'de) yeni
hamamlar yaptırılmıştır. 1935 yılında Hisar içinde tonozlu
odalar bulunmuştur. Hisar içinde, Yer Kapı'da bulunmuş erken
Bizans devrine ait taban mozaiği, önemli arkeolojik
kalıntılardandır. Tophane'de Bizans döneminden bir şapel ve
manastıra ait mozaikler bulunmaktadır.
Prusa (Bursa) 1204-1261 yılları arasında
Nikaia'a (İznik)'e bağlı sönük bir tekfurluk olarak yaşamını
sürdürdü.
Bugün
ülkemizin en zengin Bizans devri mezar stelleri ve çeşitli
mimari eser parçaları, seramikler, sikkeler Bursa Arkeoloji
Müzesi'nde sergilenmektedir. Türkiye'nin 4. büyük kenti olan
Bursa, Marmara Denizi'nin güney doğu ucunda, Uludağ'ın kuzey
batı eteklerinde yer alır. Bursa, Marmara Bölgesi'nin Güney
Marmara bölümünde Uludağ'ın Kuzeybatı yamaçlarında
kurulmuştur.Kuzeyinde Marmara Denizi ve Yalova, Kuzeydoğuda
Kocaeli ve Sakarya, Doğuda Bilecik, Güneyde Kütahya ve Balıkesir
illeri ile çevrilidir. Şehrimiz Uludağ'ın yamaları boyunca
kurulmuş ve gelişmiştir. Savunmaya uygun olması nedeniyle
yamaçlardaki kayalıklarda ilk yerleşimini almıştır. Kent
Bizanslılardan alındıktan sonra özellikle Osmanlı Başkenti
olarak büyük bayındırlık çalışmalarına sahne olmuştur. Bursa
özellikle 1940'lardan sonra ovaya doğru genişlemiştir. Birinci
derece deprem kuşağı üzerinde bulunan ilimiz 1855 ve 1905
depremlerinden büyük zarar görmüştür. Bursa, Osmanlı başkenti
olduktan sonra hızla gelişmiş ve Ortadoğu ülkelerinden
Anadolu'yu aşarak gelen yollar bu merkeze doğru yönelmiştir.
Bunun sonucunda kent 15.yy.da dünyanın başlıca ticaret, sanayi
ve kültür şehirlerinden biri haline gelmiştir. Bazı kaynaklara
göre nüfusu o dönemde 100.000'i geçtiği belirtilmektedir.
İlde en
büyük yükselti 2543 m. ile Uludağ'dır. Bursa'mız sınırları
içinde iki önemli göl bulunmaktadır. Bunlardan biri Marmara
Bölgesinin en büyük gölü olan İznik Gölü ve bir diğeri de Ulubat
gölüdür. İlimizin en önemli akarsuyu Susurluk Çayının bir kolu
olan Nilüfer Çayı dır. Uludağ'ın güney yamaçlarından doğan ve
gene Uludağ'dan kaynaklanan birçok küçük dere ile beslenen
Nilüfer Çayı Bursa Ovasını sular. Bursa ilimiz sınırları içinde
birçok büyük ve verimli ova vardır. Bunlardan en önemlisi Bursa
Ovası dır. Verimli topraklarıyla Yenişehir, İnegöl, Karacabey,
Orhangazi ve İznik ovaları da bitkisel üretimin yoğunlaştığı
yerlerdendir.
Doğal
zenginlikleri, yeşil dokusu, şifalı suları, yaz ve kış turizmi
imkanlarının yanı sıra, Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet
dönemlerinin mekansal ve mimari özelliklerini de günümüze kadar
taşıyan Bursa, benzerlerine az rastlanır bir kültür ve tarih
mirasına sahiptir.
27
arkeolojik, 1 doğal, 3 kentsel SİT alanına sahip olan, 2042 adet
korunması gereken anısal, dinsel, kültürel ve sivil yapıyı
barındıran kentimiz, yeşil dokusu, pınar suları ve şifalı
kaplıcaları ile yıllar boyu " YEŞİL BURSA " olarak anılmış ve
İslam kültürünü yaşatan uhrevi yapısıyla günümüzde olduğu gibi
geçmişte de bir çok gezginin ve tarihçinin akınına uğramıştır.
Şehrin eteklerinde kurulduğu Uludağ (Olympos Dağı), tarihteki
ilk Hıristiyan keşişlerin inzivaya çekildikleri yerleşim
yerlerinden biridir ve aynı zamanda Türkiye'nin en büyük kış ve
doğa sporları merkezidir. Bursa'nın ilçelerinden biri olan İznik
ise bugün Vatikan ve Kudüs'ten sonra en önemli Hıristiyanlık
merkezi olarak kabul edilmektedir.
İlçeler:
Osmangazi,
Yıldırım, Nilüfer, Gürsu, Gemlik, Kestel, Mudanya, İznik,
Orhangazi, Karacabey, Mustafa Kemal Paşa, İnegöl, Yenişehir,
Keles, Orhaneli, Büyükorhan, Harmancık.
Mutlaka
görün!
Uludağ
Milli Parkı, Çekirge, Armutlu, Oylat, Gemlik Kaplıcaları,Kumla,
Kurşunlu Plajları, Prusa Kenti Surları, Nikaia (İznik),
Miletopolis (Karacabey), Mirlea (Mudanya), Kirmastı (Mustafa
Kemal Paşa), Atranos (Orhaneli), Neopolis (Yenişehir) Eskiçağ
Kentleri, Ayasofya, Koimesis, Hagios Kiliseleri, Nikaia
Nekropolü, Sarayı ve Hipogeumu, Orhan Camisi ve Külliyesi,
Yıldırım, Yeşil, Hüdevendigar, Muradiye, Koca Sinan Paşa, İshak
Paşa Külliyeleri, Bursa ve Karacabey Ulucamileri, Yıldırım
Bedesteni, Bursa Arkeoloji, Bursa Atatürk, Bursa Türk İslam
Eserleri, Mudanya Mütareke, İznik Müzeleri.
|
|